Kurtuluş Savaşı’ndan çıkan Türkiye ekonomik açıdan zayıf durumdaydı. Osmanlı İmparatorluğu’nun son dönemleri yıkıcı savaşlarla geçmiş, yaralarını sarmaya çalışan Türkiye’nin ekonomisi ağırlıklı olarak tarımsal faaliyetlere dayanmaktaydı. Temel sanayi ürünleri dışarıdan ithal ediliyor, tarımsal ürünler ve hammadde ise ihraç ediliyordu.
Ayrıca Lozan Barış anlaşmasının ekonomik yaptırım içeren maddeleri, yabancı firmaların Türkiye ekonomisindeki ağırlıklarını korumasını sağlıyordu. İhracat faaliyetlerinde ise bir bütüncül bir hareket ya da kurumsallaşma bulunmamaktaydı.
Gazi Mustafa Kemal Atatürk'ün talimatlarıyla; 4 Mart 1937 tarih ve 2/6107 sayılı Kararname ile Türkiye’nin ilk ihracatçı birliği kurulmuştur.
O tarihte Doğu ve Cenup Vilayetleri Mıntıkası, "Canlı Hayvan İhracatçıları Birliği Türk Anonim Şirketi” adı altında kurulmuştur. Bu İhracatçı Birliğinin, ilk Anonim Şirket olarak kurulmasının nedeni, bizzat ticaret yapabilecek hukuki bir bünyeye sahip olması, gerekliliğinden kaynaklanmıştır.
Kurulan bu ilk birlik, Doğu Anadolu İhracatçı Birliğinin temeli olmakla birlikte, daha sonraki dönemlerde, Ülkemizde kurulan diğer İhracatçı Birliklerinin de temelini teşkil etmiştir.
Cumhuriyetin ilk yılında 50,8 milyon dolar olan ihracat 1929 Dünya Ekonomik Buhranı ve İkinci Dünya Savaşı gibi büyük iki felaket ile karşı karşıya kalmış ancak küreselleşme olgusu ve inancını taşıyarak günümüze kadar uzanan bir serüven ile varlığını korumuş ve güçlendirmiştir.