8 Aralık'ta Suriye’de rejiminin düşmesiyle Ortadoğu’daki bölgesel güç dengeleri ve jeopolitik paradigmalar köklü bir dönüşüme uğradı. Ahmet eş Şara, 29 Aralık'ta tüm askeri grupların katıldığı "Zafer Konferansında" Suriye Arap Cumhuriyeti'nin Geçici Cumhurbaşkanı olarak atandı.
Suriye sahasındaki en güçlü aktörlerden Rusya ve İran, değişen dinamikler karşısında sahadaki varlıklarını büyük ölçüde sınırlandırmak zorunda kalırken Türkiye ise yıllara dayanan güvenlik, istihbarat ve siyasi politikaları ile yeni Suriye’de oyun kurucu rol üstlenerek varlığını kuvvetlendirdi.
Suriye’deki 13 yıllık iç savaşın ülkeye maliyetinin 400 ila 500 milyar dolar arasında olduğu tahmin edilmektedir. Bölgesel ve küresel aktörlerin yeni yönetimi muhatap kabul etmesi, uluslararası alanda Şara'nın meşruiyet kazanması ve yaptırımların kaldırılması yeni Suriye’nin istikrara ve ekonomik refaha ulaşabilmesi açısından yüksek önem arz etmektedir. Önümüzdeki günlerde Suriye'de devlet inşası ve anayasal süreçle ilgili adımların hızlanacağı öngörülmektedir.
Kısa Vadede Yeniden İnşa ve Kalkınma Mümkün mü?
İsrail'in 2 Nisan'da Suriye'nin birçok noktasına eş zamanlı olarak düzenlediği hava ve kara saldırıları, bölgenin istikrarını baltalayıcı tutumu ve Türkiye'nin sahadaki konumlanmasına karşı geliştirdiği mekanizma olarak değerlendirilmektedir. Suriye'nin istikrarı, kalkınması ve uluslararası topluma entegrasyonu için yakın süreçte en büyük tehdit İsrail kaynaklı eylemlerin bölgedeki yıkıcı olası sonuçlarıdır.
Suriye'deki yeniden inşa ve kalkınma sürecinin yakın gelecekte sorunsuz bir şekilde başlaması ya da hızla yol alınması mümkün görünmemektedir.
Mevcut durumda Suriye’de temel ihtiyaçların karşılanması dışında bir ekonomik politikadan bahsetmek pek mümkün değildir. Yeni yönetimin halkın güvenini yeniden tesis etmek, yabancı yatırımları çekmek ve altyapıyı yeniden inşa etmek çabalarına öncelik vermesi gerekecektir.
Kalıcı toparlanma büyük ölçüde iç siyasi bütünlüğe, uluslararası aktörlerin desteğine ve bölgedeki aktörlerin aksiyonlarına bağlı olacaktır.
Suriye’nin orta ve uzun vadede karşılaşacağı en önemli meydan okuma, bozulan toplumsal yapısı ve dokusunun yeniden inşa edilmesi ile farklı toplumsal kesimler arasında güven ve uzlaşının yeniden tesis edilmesi olacakken şüphesiz kapsayıcı bir yeniden yapılanma ve kalkınma sürecinde Türkiye her eksende önemli rol üstlenecektir.
Endüstriyel Bakış: Hafif Sanayi, Petrol ve Gıda
Mart 2011’de başlayan ve sonrasında iç savaşa dönüşen çatışmalar sebebiyle çevre ülkelere sığınanların sayısı Dünya Bankası verilerine göre 5 milyon civarındadır. Son tahminler ise mevcut Suriye nüfusunun 18,5 milyon olduğu yönündedir. Komşu ülkelerdeki mülteci konumundaki Suriyelilerin dönüşleri halihazırda devam etmektedir.
Suriye’de toplam 11 adet serbest bölge bulunmaktadır. Bu serbest bölgeler Tartus, Lazkiye Limanı, Lazkiye, Halep, Adra, Şam, Şam Uluslararası Havalimanı, Alyaroubuia, Homs, Tartus Limanı ve Deir al-Zour’da bulunmaktadır. Yakın zamanda İdlib’de de bir serbest bölge kurulması planlanmaktadır.
Suriye'nin ekonomisinde tarımsal faaliyetler ana unsurlardan birisi konumundaydı. Özellikle Fırat Nehri çevresindeki verimli bölgelerde sektörün yeniden inşa edilmesi gerekmektedir.
Suriye'de hafif sanayi ve tarımsal faaliyetlerinin yoğunlaştığı bölgeler ise
-
Başlıca ticaret merkezleri Şam, Halep, Lazkiye, Tartus, Deyrizor ve Humus
-
Petrol sanayinin merkezi ise Deyrizor, Halep ve Banyas
-
Tekstil ve seramik gibi hafif sanayi üretiminin ve gıda işleme tesislerinin çoğu, tarım alanlarına yakın olan Şam, Halep ve Humus
-
Ülkenin iki büyük liman şehri olan Lazkiye ve Tartus uluslararası ticaretin merkezi iken, kuzeydeki Banyas’tan petrol ihracatı yapılmaktadır.
-
Ülkenin doğusu daha az gelişmiş olmasına rağmen, Haseke şehrinde tarımsal faaliyetler yoğunlaşmıştır.
-
Deyrizor ve Palmira, yeni petrol ve doğal gaz alanları bulunması ile iç savaşın başlamasına kadar süreçte hızla büyüyen şehirlerdi.
-
Büyük kısmı iç piyasada tüketilen tarımsal ürünlerin çoğu ülkenin kuzeyinde ve Halep-Şam hattının batısında üretilmektedir.
Suriye ekonomisini etkileyen diğer bir önemli husus ise iç karışıklıkların başlaması ile uygulamaya konulan kısıtlama ve ambargolardır. Özellikle, Suriye petrolünün önemli bir kısmının alıcısı konumundaki AB’nin petrol ithalatına getirdiği yasak ekonomiye büyük darbe vurmuştur.
Esad rejiminin çökmesiyle Suriye politikasını gözden geçiren ve "adıma karşı adım" yaklaşımı benimseyen Avrupa Birliği, 14 yıldır uygulanan yaptırımlardan bazılarını gevşetmeye başlamıştı. Bu sürecin esnetilerek kademeli bir şekilde iyileştirilmesi ve kalkınma için gerekli destek fonlarının sağlanması öngörülmektedir.
Doğal Partner: Türkiye
Sürecin başından itibaren Suriye halkıyla derin müttefiklik ilişkileri geliştiren ve silahlı muhalif unsurlara stratejik destek sağlayan Türkiye ise rejimin devrilmesi sonrası dönemde sahadaki belirleyici aktör konumuna yükselmişti. Suriye'nin istikrarından ve her alanda kalkınmasından fayda görecek en başta gelen ülke şüphesiz Türkiye’dir.
Türkiye, Suriye'nin yeniden inşasında, inşaat hizmetleri, altyapı uzmanlığı ve yatırım fırsatları sunan kilit bir oyuncu olarak rol oynayacaktır. Ayrıca Suriye, Türkiye'nin Katar'dan Avrupa'ya bölgesel enerji geçişi planlarında kapı sağlayarak artan ticaret ve enerji işbirliğinden yararlanabilir.
Türkçe konuşan yeni nüfusun Suriye’ye geri dönüşleri ihracat etkileşimini arttırıcı önemli bir unsur olacaktır. Yeni yönetim ile stratejik partnerliğin ivmelendirici etkisini kullanmak Türk şirketleri için önemli bir fırsattır.
2011 öncesinde 250-300 milyon dolar civarında olan ticaret hacmi, 2024 itibarıyla 2,5 milyar dolara çıkmıştır. Türkiye rejim yıkılmadan önce geçen yıl Suriye'nin kuzeyine 2,2 milyar dolar ihracat, 450 milyon dolar ithalat gerçekleştirmiştir. "1-25 Ocak 2024'te sadece Suriye'nin kuzeyine 161 milyon dolar ihracatımız varken, bu yılın ilk 25 gününde ihracatımız yüzde 35,5 artışla 219 milyon dolara yükselmiştir. Türkiye'den Suriye'ye ihraç edilen başlıca ürünler demir-çelik, plastik, ev eşyaları, inşaat malzemeleri ve gıda ürünleri gibi temel tüketim ağırlıklıdır.
Yakın zamanda yeni Suriye hükumeti süt, yumurta, un, demir çelik ile plastik ürünler gibi gıda ve inşaat sektöründe ihtiyaç duydukları 269 temel üründe çok ciddi gümrük vergisi indirimleri yapmaya karar verdiklerini resmen Türkiye tarafına bildirmiştir. Özellikle Kilis, Gaziantep, Hatay ve Mardin'in Suriye'ye ihracatta sahip olduğu lojistik avantaj ile öncü rol oynaması önemlidir.