Kısaca BRICS
BRIC (Brezilya, Rusya, Hindistan ve Çin) terimi 2001’de daha BRICS kurulmadan önce Manchester Üniversitesi’nde profesör olan Jim O’Neill tarafından Goldman Sachs için hazırlanan raporda ilk kez kullanıldı. O’Neill’in tahminine göre 2050’ye kadar gelişmekte olan bu ülkeler dünya ekonomik sisteminde lider olma potansiyeline sahipti. Ayrıca İngilizce brick kelimesiyle uyumlu olan harf dizilimi tesadüfi değildi. Bu dört ülkenin, gelecekte dünya ekonomisinin büyümesine büyük ölçüde etki edeceğini vurgulamaktaydı.
BRIC, bu dört ülkenin ekonomi bakanlarının katılımıyla Haziran 2006’da kurulmuştur. 12 Kasım 2010’da Seul’de düzenlenen G20 zirvesinde Güney Afrika Cumhuriyeti, BRIC’e katılma arzusunu dile getirdi. BRIC’e “-S” eki 2011’de eklendi ve grup BRICS olarak varlığını 2023’e kadar sürdürdü.
İkinci kez genişleme ise 2023’te Johannesburg’da düzenlenen gerçekleşmiştir. Böylece Arjantin, Mısır, Etiyopya, İran, Suudi Arabistan ve Birleşik Arap Emirlikleri BRICS’e üye olmuştur. Bu ülkelerin üyelikleri resmi olarak 1 Ocak 2024’te başlamıştır. Türkiye, Venezuela, Bangladeş, Belarus, Cezayir, Endonezya, Nijerya ve bazı diğer ülkeler 2023’te BRICS’e katılma arzularını dile getirmişse de bu ülkelerin üyelikleri henüz netleştirilmemiştir.
Kısaca BRICS ülkeleri:
-
Dünya nüfusunun %45’ini
-
Dünya ekonomisinin %28’ini
-
Dünya ham petrol üretiminin %44’ünü oluşturmaktadır.
Grubun ekonomik vizyonuna göre BRICS ülkelerinin öncelikleri tarım, ticaret, yatırım ve madenlerdir. Ancak BRICS ticari örgütü için başlıca eleştiri konularından birisi tüm ülkeler için ortak düzenlemelerin bulunmaması ve bunun da ortak ekonomi politikası belirlemeye imkân vermemesidir.
Kurumsal olarak evrim sürecinde olan BRICS’in gelecek potansiyeli yapısal formasyonunun oluşmasıyla doğrudan ilişkilidir.
BRICS çatısı altında işleyen en önemli kurum Şanghay merkezli Yeni Kalkınma Bankasıdır. Örgüt, bu banka aracılığıyla üye ülkelerdeki projelere kredi sağlamayı amaçlamaktadır. Dönemin başbakan yardımcısı Mehmet Şimşek’in 2017 yılında yaptığı açıklamada, Türkiye’nin BRICS ülkelerinin sunduğu projelerden ve fonlardan faydalanabilmek için ciddi şekilde tam üyelik olasılığını değerlendirdiğini belirtmiştir.
Birliğin gündeminde ise son dönemde yeni ortak bir ödeme platformu, yeni bir rezerv para ve dolarsızlaşma süreçleri giderek daha fazla ön plana çıkarken, Mısır, Etiyopya, İran ve Birleşik Arap Emirlikleri'nin de bu yıl katılmasıyla daha da genişleyen birliğe 34 ülke daha katılım başvurusu yapmıştır.
Türkiye’nin Olası BRICS Üyeliğinin Etkileri
Batı ile Ticaretimiz Etkilenir Mi?
Türkiye’nin olası BRICS üyeliği, Batı ile olan ilişkilerinde çeşitli AB ülkeleri nezdinde kafa karışıklığı oluşturabilir. Ancak ilişkileri olumsuz etkileme ihtimali yok denecek kadar azdır çünkü BRICS’in üyelik kriterleri esnektir ve Türkiye-AB ilişkilerini olumsuz yönde etkileyecek düzenlemeler talep edilmemektedir.
BRICS yapısı itibarıyla üye devletlerin iç ve dış işlerine karışmamakta ve bu sebeple Türkiye’nin AB veya ABD ile mevcut ilişkileri BRICS’e üyelik konusunda bir sorun teşkil etmemektedir. Türkiye’de eksen kayması tartışmaları uzun yıllardır tartışılagelen bir konu olmuş ve Avrupa dışındaki ülkelerle yapılan iş birliklerinde sık sık gündeme taşınmıştır. Bu nedenle olası BRICS üyeliği neticesinde Batı bloğu ile ticari ve siyasi bir çıkmaza girmek olasılığı uzmanlar tarafından düşük olarak değerlendirilmektedir.
Türkiye’nin Dış Ticaretindeki Potansiyel Fırsatlar
Türkiye’yi BRICS’e üye olmak isteyen ülkelerden ayıran nokta NATO üyesi ve AB ile Gümrük Birliği anlaşmasına sahip olmasıdır. Bu durum aslında bir yönüyle Türkiye’nin lehine bir konjonktür oluşturmaktadır çünkü Avrupa ile olan ortak pazardan elde edilen know-how diğer BRICS ülkelerinden Türkiye’yi bir adım öne çıkarmakta ve olası BRICS üyeliğinde bu ülkelerin pazarına yüksek teknolojili ürünler ile giriş yapabilme avantajı sağlamaktadır.
Ayrıca olası üyelik Türk ürünlerinin Rusya pazarında daha rahat dolaşımına da imkân sağlayacak ve Rusya ile 100 milyar dolarlık ticaret hacmine ulaşma noktasında önemli bir adım olacaktır.
Özellikle altyapı geliştirme konusundaki uzmanlığıyla Türkiye, BRICS'in kritik altyapı açıklarını giderme ve bölgeler arasında ekonomik bağlantıları kolaylaştırma çabalarında da tamamlayıcı bir rol oynayabileceği değerlendirilmektedir.
BRICS ülkeleri 2022 sonu itibarıyla kalkınmakta olan ülkelere yeni yol, köprü, demir yolu ve su tedariki projeleri için 32 milyar dolar kredi verdi. Ancak bu rakamın büyük bir kısmının, Çin’in Afrika ülkelerini borçlandırarak kıtada var olmak için yürüttüğü projeler olduğunu akılda tutmakta fayda var.
Uzmanlar, BRICS üyeliğinin, Türkiye'ye dünyanın en büyük gelişen pazarlarından bazılarını içeren geniş ve dinamik bir ekonomik bloka daha fazla erişim fırsatı sağlayabileceğini, bunun da Türk ihracatçılar için avantajlar yaratabileceğini belirtmektedir.
İhracat Odaklı Stratejik Değerlendirme
BRICS ticari örgütünün Rusya ve Çin nazarında farklı jeostratejik ve siyasi hedeflere hizmet ettiği görüşleri yoğun olsa da 2050’ye uzanan süreçte küresel pazarlardaki gelişmelerin Doğu bloku lehine olduğu kabul edilmiş bir gerçektir.
Bu açıdan Türkiye’nin çıkarlarını korumak ve ticari nüfuzunu genişletmek amacı ile BRICS, batı siyasi ve ticari bloklarına alternatif değil tamamlayıcı bir seçenek olarak değerlendirilmelidir.
Çin’in Yeni İpek Yolu projesi beraberinde ve BRICS üyeliği Türkiye’nin ve Türk Coğrafyasının stratejik önemini giderek arttıracaktır. Bu nedenle Türk ihracatçıları bu yeni konjonktürde hiç olmadığı kadar atılgan ve çevik olmak zorundadır.
UN Comtrade verilerine göre, BRICS ülkeleri arasında en çok ticareti yapılan sektörler arasında enerji, tarım ürünleri, metaller ve elektronik ürünler yer almaktadır.
BRICS ülkelerinin sektörel son 10 yıl ithalat yoğunluk yüzdeleri incelendiğinde; Sanayi Ürünleri (%70), Mineral Maddeler (%20), Tarımsal Ürünler (%10) şeklinde bir dağılım söz konusudur.
BRICS henüz kurumsal yapılanmasını tamamlayamamış ve serbest ticaret anlaşmaları, gümrük birliği ve ortak para birimi gibi ticari önceliklendirmeleri uygulamaya sokamamıştır. Ancak temel hedeflerinden biri olan dolarsızlaşma ve Afrika üzerindeki hakimiyet planları Türkiye ile paralel jeopolitik kazanımlar noktasında önemlidir.
Netice itibariyle Türk ihracatçısı BRICS’in makroekonomik ve jeopolitik kazanımlarından doğacak rekabet üstünlüğünü özellikle gelişmekte olan yeni üye ülkelerdeki faaliyetlerinde bir katalizör olarak kullanıp, birliğin önümüzdeki süreçte kurumsal evrimini tamamlanmasından doğacak olan fırsatları kullanabilecek hazırlık ve yetkinlikte olması önem arz etmektedir.